Gönderen: HAKI KARER | Temmuz 28, 2009

Ismail Besikci”nin Kan Görme Arzusu


İSMAİL BEŞİKÇİ’NİN KAN GÖRME ARZUSU

 

    Uzun uzadıya bu bayın hayat hikayesini kaleme alacak değilim. Sadece 27 kasım 1998’de Sexwebun’da yayımlanan kin ve nefret dolu bir makalesine kısaca  değinmekle yetineceğim.

    Bu bay kendini o kadar meşhur görüyor ki, ne yere, ne göğe sığası gelmiyor. Dağları, tepeleri ‘ben yarattım’ diyor. Bu nedenle arkasına almış korumalarını, abasını atmış omuzularına, eline sıkıştırılmış bastonuyla sokakları, caddeleri vs. şakşakçılarına dağıtıyor. Ama her şeyin ‘güzelini’ ve ‘değerlisini’ de adına kaydettiriyor.Hem ‘Kıral’ hem ‘Tapu Sicil Memuru’ ‘benimdir’ diyor. Tarafından keskinleştirilmiş bu ve benzeri ünvanların adamı olduğu artık herkesçe bilinmektedir. Daracık dünyasında kurduğu ve yaşadığı, aynı zamanda malum odaklarca koruma altında tutulan tek kişilik ‘ülkesi’ ne kadar süre daha yaşar bilemiyorum. Ama unutmasın ki, bayın kurduğu küçük hayali dünyanın dışında yaşanılan kocaman bir gerçek dünya vardır.

    Zaman zaman da küçücük ‘ülkesi’yle yetinmeyip ve kendine atfettiği ayrıcalıkları az bularak ona buna saldırmaya kalkışmakta. Bu cesareti gösterirken de malum dayıları tarafından dürtüklendiğini inkâr etmemekte. Bilinen odakların emir komutası altında tasnifler  yapmanın ve bunu da gizlemenin kolay olmadığını söylemeye gerek yok.

    Bağlandığı karanlık güçler tarafindan çakar-almaz namluya sürülmüş mermi misali hedeflere yönelip duruyor. Kime, niçin, neden yöneldiğinin bilincinde. Bu nedenle de zaman zaman masum rolü oynamaya kalkışarak yüklendiği görevi örtülemeye çalışmakta. Evet, bunlar keskinleşmiş keskinleştirilmiş tespitlerdir. Bu tespitlere karşı çıkacağını hiç sanmıyorum. Zaten tercihlerini baştan beri bu yönde kullanmıştır.

    Bay Beşikçi ‘ünlü oldum’ diyor. Ne zaman, nasıl ve neye göre ‘ünlü’ olduğunu ise belirtmiyor. Niçin ve neden ‘ünlü’ olduğuna bir türlü açıklık getiremiyor. Temcit pilavı gibi ikide bir öne sürdüğü ‘yattım’, ‘uzun yıllar yattım’ söylemiyle yetinmekte. Yattığı doğrudur da, kim adına ve niçin yattığı önemlidir. Yatışlarına her seferinde vurgu yapması aslında nasıl kullanıldığının kesinleşmiş bir başka ispatıdır. Bu noktada Aziz Nesin’in, sadece edebiyatta değil,siyasi alanda da ne kadar ileri görüşlü olduğunu bir kez daha anmadan geçemiyeceğim.

    Beşikçi’nin durduğu zemin görünenden daha da beterdir. Sosyolog ve bilim adamı oduğunu iddia eden Beşikçi’nin bugüne kadar, bırakın uluslararasında geçerli olan, Türkiye’de dahi geçerli olabilecek tek bir araştırma incelemesi yoktur. Elbette Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de sosyolog olarak önplana çıkma, uluslararası alanda kabul görecek eserler ortaya çıkarma zordur. Bay bunun bilincindedir. O zaman geriye isminden bahsettirmenin, çok gerilerde olduğu halde önplanda olduğunu göstermenin bir yolu kalmakta; meydanlarda takla atarak cambazlıklarda bulunarak karanlık güçlerin elinde ince elekten geçirilmiş strateji ve taktiğin sözcülüğünü yapmak.

    Bu derece keskinleşmiş tespitlerde bulunurken, elbette bahsettiğim bayın, kendinden başka kimsenin, hiçbir bilim çevresinin iddia etmediği, doğrulamadığı ve doğrulayamayacağı ‘araştırma ve incelemeri’nden hareket ettiğimi söylemeliyim.

    Bay İsmail, bahsettiğim güçlerin borazancılığını yaparken, hıncını, daha doğrusu, bilimsel verileri temel alarak hareket edememe beceriksizliğini ona buna saldırarak, gereksiz kin ve nefret duygularını etrafa saçarak örtbas etme çabası içinde. Tek telli olma o kadar kaygı uyandıracak bir durum değildir; önemli olan tek telden harikalar yaratma becerisidir. Tek teli çalmasını bilmeyen çok telliyi hiç çalamaz. Ama bay Beşikçi, bunca yıldır bırakın çok telliye geçişi, tek telliyi bile çalmasını öğrenemedi. Ömrünü tek teli dangır-dungur ettirmekle geçiren Beşikçi, bunca uğraşına karşı bir nağme seslendiremedi. Tezeneyi hâlâ parmaklarının arasına bağlıyarak tutturuyorlar.Bu derece açığa çıkmış beceriksizliği  örtülemenin olanağı yoktur.

    Ama kabul etmek gerekir ki hocası çok sabırlı, arka vagona hapsedilmiş Beşikçi’nin çıkardığı gürültüden hiç rahatsız değil. Herkes gürültünün nereden geldiğini tespit etme gayreti içindeyken, hocası lokomotifi istediği yöne rahatça sürüyor.

    Bu arada asistan Beşikçi parmaklarını tek tel üzerinde gezdirirken, birden ‘Buldum’ diye ortalıkta takla atmaya başlıyor. Onlarca yıl sonra da olsa hocasından kopya yapmayı nihayet akıl erdirebilmiş!…

    Beşikçi ‘buluşunu!’ açıklıyor:’Duyduk duymadık demeyin ey ahaliiii…’Çetin Güngör, Resul Altınok ve de Baki Karer ‘MUHBİRDİİİİİR!..’  ‘Çetin Güngör ve Resul Altınok öldürüldüler, oh oldu, yakında Baki Karer’in ve daha nicelerinin de öldürüldüğünü size müjdeleyivereceğim….’ ‘Öldürün, öldürün, daha çok ceset ve kan görmek istiyorum’ diye bağırıp durmakta. ‘İki-üçbinler  yetmez, onbinlerin kurşuna dizilmesini istiyorum’ diye sağa sola buyruklar gönderip duruyor. Sadece sokak çığırtkanlığıyla da yetinmemekte; devrimcilere karşı kahpece sıkılan kurşun haberleri geldikçe sevinçten dört köşe olmakta; çılgınlaşmakta, her geçen gün daha bir saldırganlaşmakta.Tüm enerjisini katledilenleri ve katledilmeleri için buyruk verilenlerin tasnifini yapmaya sarfettiğini bağırıp durmakta. Yıllar boyu tek telliyi dangur-dungur ettirmenin verdiği pisikolojik bozukluğun ulaştığı son aşama budur. Özgür, bağımsız düşünerek değerler yaratma becerisi olmayanların varacağı nokta budur. İşte bay Beşikçi böylesi noktaların simgesidir.

    Beşikçi’nin böylesine çılgınca sergilediği davranış biçimini biraz daha irdelemekte yarar var: Bilindiği gibi ırkçılık modern toplumlarda, yani sanaayi toplumuna geçişle birlikte ortaya çıkmış ruhsal bir bozukluktur. Bu ruhsal bozukluğun altında yatan nedenleri araştırmak ve ortaya çıkarmak daha çok psikologların görevidir. Beşikçi çok soy-sop, köken sorunuyla ilgilenmesinden olacak ya da  aidiyet ilişkileri içinden çıkamamanın getirdiği çözümsüzlükler sonucu bir çok ırkçı davranış biçimleri göstermeye başlamıştır. Bu davranış biçimlerinden biri de, nefret ve intikam duygularıdır. Nefret ve intikam duyguları da ‘temiz’, ‘saf kan’ ulus yaratma çabaları kadar tehlikelidir. Beşikçi ortaya çıkardığını iddia ettiği projelerine  ve bu projeleri doğrultusunda dillendirdiği düşünce kalıplarına karşı aykırı davrananları, daha doğrusu farklı düşünce ileri sürenleri hemen, hiç zaman kaybetmeden ‘Hain’ olarak ilan etmekle kin ve nefretini fütursuzca açığa vurmakta. Ama biliyoruz ki, kin ve nefret duygularıyla hareket edenler,aykırı sesleri, yani farklı düşünce ileri sürenleri sadece ‘hain’ ilan etmekle yetinmemektedir. ‘Hain’ ilan etme sadece birinci adımdır. Arkasından gelecek ikinci adım, malum ‘katledin’ buyruğudur. Çünkü en ‘doğru’ düşünce kendisine aittir ve bir başkasının doğru düşünce ileri sürmesi ‘olanaksız’dır. İşte bu nedenle Beşikçi, işe önce tasnifle başlamakta ve sonrasında beklenen buyruğunu vermekte;

A)    ‘Şahadet şerbeti’ içirilenler;yani kafalarına kurşun sıkılarak ve sıktırılarak kahraman ilan edilenler.

B)    ‘Hainler’ ya da ‘zındıklar’;aykırı, farklı düşünce ileri sürdükleri tespit edilmiş olanlar. Yani, verilen mahkumiyet sonucu gaz odalarına gönderilenler ve gazlanmak için sırada bekleyenlerdir.

C)   ‘Zındık’ ilan edilmek ya da ‘şahadet şerbeti’ içirilmek için sırada bekletilenler. Daha açık bir ifadeyle, kuyrukta bekledikleri için henüz hangi katagoriye alınacakları keskinleştilmemiş  olanlar. Vagondan henüz indirilenler de diyebiliriz bunlara.

    İşte böylesi tasnif ve tetkiklerinden sonra ‘keskinleşmiş’ sonuçlara ulaşan bay Beşikçi, tekmil vermek için gönül rahatlığıyla şefinin huzuruna çıkmaya hazır olduğunu ispatlamış oluyor. Huzurda eline bir tokmak veriliyor ve boynuna paslı bir teneke takılıyor övünç madalyası olarak.

    Beşikçi, eline tutuşturulan tokmağı boynuna taktığı paslanmış tenekeye vurmaya devam etsin, çıkan paslar sonuçta zehiri olacaktır.

 

KASIM 1988

BAKI KARER


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: